20-23 Ocak tarihleri arasında Londra’da yapılan BETT SHOW etkinliğine katıldık. Fuarda güzel ve keyifli bir 4 gün geçirdik. İyisiyle kötüsüyle bu yazıyı yazmak istedim. Eminim orayı görmek isteyen bir çok eğitim teknolojileri sevdalısı öğretmenimiz vardır.

 

Fuarın ilk günü çok kalabalıktı. Bavulu ile gelen insan tipi çoktu. Ancak bir çok kişinin ticari amaç için geldiği çok belliydi. Boş bavul ile gelip broşür toplayıp geri dönenleri de görmedim değil. Alan bildiğiniz fuar alanı. Tek düze bir boş alan ancak çok uzun. Fuar düzeni bence olmamış gibiydi. Sunum yapılan mini açık salonlarda oturmak için önceden gitmeniz lazım. Yoksa koltuk sayısı çok kısıtlı ve ayakta kalmanız muhtemel. Sadece ana salon ( Bett Arena ) büyük bir kapasiteye sahipti. Mini salonların oturacak banklarında sırt yaslama yeri olmadığından sanırım katılımcıların hepsi akşamları sırt ağrıları çekmiştir. Bu fuarın en kötü yönüydü bence. Bett Arena’daki mini tribün ve sandalyeler ise nispeten daha iyiydi.

bett_2016

Mini salonların ses sistemi yine eksi olarak yazılabilecek türdendi. Açık alan olduğu için sürekli bir uğultu ve diğer standların gürültüsü ile sunumu dinlemek zorundasınız. Sessiz konuşan konuşmacılar ise hiç anlaşılmıyordu. Bett Arena’da ise ses sistemi iyi olmasına rağmen doğru açı verilmemiş hoparlör yüzünden ses tüm fuar alanına dağılıyor ve panel konuşmaları duyulmuyordu, anlaşılmıyordu.

Stand açan firmalar tamamen ticari bir amaç için orada olduklarından sunumlar ile bir alakası yoktu. Hatta bazı firewall markaları ( fortinet, watchguard ) stand açmıştı. Eğitim adına ne sattığını anlamadığım, sorduğumda ise mantıklı cevaplar alamadığım bu firmalar yüzünden işin ticari boyutundan soğumaya başladım.

Mini salonların mesafelerinin birbirinden çok uzak olması yüzünden bir sunumdan çıkıp, diğerine yetişmek tam bir işkence. TES talksta bir sunumdan Bett Futures salonundaki sunuma yetişmek için en az 6-7 dakika yürüyüş zamanına ihtiyacınız var. Yürümek bir yana, kalabalıktan geçmek gerekiyor olmak insanı en çok yoran nokta. Keşke sunum salonlarını bir yere toplasalardı. Benim gibi amacı sunumları izlemek olan birisi için bu düzen tam bir işkence. Birçok insan aynı şeyden şikayet ediyordu.

Fuarın yemek alanı yetersiz. 5-6 tane fast food markasının olduğu bir yerde kısıtlı sayıdaki masa sandalye yüzünden insanlar yerlere oturarak yemek yemek zorunda kaldı. Buda fuar alanının en kötü yönlerinden birisi. Ancak fuar alanına ulaşımın DLR hattı ile çok kolay olması da işin başka bir boyutu.

Sunumlar umduğum gibi olmadı. Kısıtlı sürede çok şey anlatmak isteyen konuşmacılar aslında hiç bir şey anlatamıyordu. Tabi aralarında çok iyi konular aktaran konuşmacılar da vardı.

Finlandiya eğitim sisteminin, günümüzde en iyi eğitim sistemi olduğu kabul ediliyor. Eğitim alanında yaptıkları işlerle büyük takdir toplayan bir ülke. İşte bu ülkenin Kaarina şehrinin milli eğitim – eğitim teknolojileri müdürü Keijo Sipila, sunumlarda ki en büyük katılımcı kitlesini topladı. Küçük bir alanda yüzlerce kişiyi toplayabilen tek konuşmacı olarak göze battı. Sunduğu konu ise, kurucusu olduğum PediaFive şirketinin verdiği eğitim teknolojileri ve pedagojinin birleşmesi eğitiminin uygulanmış haliydi. SAMR stratejisinin uygulanması ve TPACK çalışmalarının pedagoji ile birleştirilmesi konusunda bu süreçlerin yaşanması gerektiğini katılımcıların gözüne gözüne soktu desem yeridir. Maalesef biz ve bizim ayarımızdaki ülkelerde emeklemeden atletizm yarışına katılma derdindeyiz. Okul sahipleri ise ticari kaygıda. Bu yüzden hep geriden takip ediyor olacağız onları.

Prof. Dr. Jo Boaler ise Revulation of Math sunumu ile mindfulness kavramına farklı bir bakışı kazandığım bir başka konuşmacı olarak göze çarptı. Matematik yöntemlerini teknolojiye dökmek adına farklı perspektifleri olan Boaler, bence bett arena’da konuşanlar arasında en iyisiydi.

Google ve Apple’ın kendi standları vardı. Google, bett’in web sitesinde programını yayınlamadığı için elden broşür olarak dağıtıyordu. İlla oraya gitmeniz gerekiyor yani Apple’ın sunumları ise bana göre zayıf ve gereksizdi.

Fuarın en eğlenceli kısmı ise hangi okuldan olduklarını bilmediğim ipad-band müzik grubu idi. orta okul  son veya lise 1 olduklarını tahmin ettiğim gençler, sadece ipad kullanarak GarageBand yazılımı ile mini konserler vermesiydi. Yaratıcı bir müzik öğretmeni liderliğinde teknolojiyi kullanarak müzik yapabilen bu gençlerin yollarının açık olmasını diliyorum. Flüt çaldırıp, sohbet eden müzik öğretmenlerine ilham vermesini umuyorum. Kısa bir video :

[av_video src=’https://www.youtube.com/watch?v=g1p7xBBIzFk’ format=’16-9′ width=’16’ height=’9′]

 

Özetle: Eğitim için çok bir şey göremedim bir kaç sunum dışında. Ağırlık ticari kaygıda ne yazık ki… Değerli Şule Yurcu hocamın bir lafı vardır: “Çocuk bunun neresinde ?” Bende katıldığım sunumlarda hep buna cevap aradım. Eğitim diyorsak, çocukların baş köşede olması gerekiyor. Umarım daha iyi olur…

 

Önümüzdeki yıl yapmayı hedeflediğim sunum ile fuara tekrar katılacağım. Yüksek Lisans tezimin bu alanda olması da daha bir avantaj katacak gibi görünüyor.

 

Ana hatları ile fuarı anlatmaya çalıştım. Umarım gitmek isteyenlere biraz fikir vermiştir. Sorularınız olursa Contact sayfasından iletişime geçebilirsiniz.