Son zamanlarda sürekli olarak bu konuda hayıflanıyorum. Sebepleri çok. Ama bir kaç örnek ile anlatmaya çalışacağım bu konuyu. İnsanlarımız neden saygısız ve tahammülü yok ?

İstanbul için konuşacak olursak; ulaşımın nispeten daha kolay olduğu zamanlarda ( trafiğin bu denli olmadığı ) insanlar sosyal hayatlarına daha fazla vakit ayırıyordu. Ailesi ile kaliteli ve uzun vakit geçirmek isteyen birisi bunu çok kolay gerçekleştiriyordu. Gel zaman git zaman, İstanbul’un artan bu nüfus yoğunluğu ve trafiği ile sosyal hayata ayrılan vakit çok azaldı. Silivri’de yol çalışması olsa Tuzla’da trafik tıkanır hale geldi.

Kimileri 1 saatlik uçak yolculuğu için business class için 400-500 tl para öder. Ama İstanbul’da yaşayan vatandaş işine daha erken!!! gidebilmek için ahırdan farksız olan metrobüs denen insanlık dışı araca biner. Peki ne kadar erken ? Beylikdüzü – Zincirlikuyu hattını artık sabah iş saatlerinde 1 saat 20dk gibi bir sürede tamamlıyorsunuz. Buna metrobüse erişim, metrobüsten iş yerine erişim sürelerini de eklersek günlük sadece bir gidiş için 2 saati bulan bir çile haline geliyor. Diğer yanda ise bu sürenin yarısı için portakal suyu içiliyor…

E diyeceksiniz ki o kadar uzakta oturma, işine yakın bir yere taşın! İstanbul’u bilmeyenler için kurulması en kolay cümle. Bunu en çok devlet memurlarından duyuyorum. Bu dönemde özel sektörde çalışan birisi, merkezi bir yerde ortalama bir maaş ile nasıl ev bulabilsin ? Ev sahiplerinin tahammülü yok hiç kimseye. Kirasını erken isteyen ev sahibini bizzat gördüm ve yaşadım. Gecikince arar istersin ama erken nasıl istiyorsun ? Güven yok, tahammül yok… Büyükçe bir kesim ucuz diye Beylikdüzü, Esenyurt gibi semtlerde oturuyor. Ucuz dediğim; 2+1 kutu gibi bir eve en az 1000 TL kira… İstanbul’a hiç gelmemiş, yaşamamış birisi için yine söylemesi kolay bir cümle: e ne olacak küçük ev olsun!!! Bunu söyleyen şahıs olduğu ilde genişçe bir evde oturarak istediği eşyayı istediği gibi alabilen birisi oluyor genelde. Ancak sizin böyle bir şeye hakkınız yok. Çünkü siz İstanbul’da yaşıyorsunuz. Geri zekalısınız.

Trafik kurallarının en çok ihlal edildiği ülkelerin başında geliyoruz. Saygıya dayalı kurallar ise maalesef yok… Sevgisiz sürücüler! Artık öğrenin şunu. Sokun kafanıza. Yol hakkı kavşak içindekinindir! Tali yoldan gelip hiç soluna bakmadan yola dalamazsın! Bunu anca aklı ve saygısı olmayanlar yapar. Bunu yapıyor insanlar çünkü 10 saniye daha kazandığını düşünüyor. İnsanların bu hale gelmesinin sebebi 2 ana başlıkta toplanıyor:

1 – Değerler Eğitimi : Yardımlaşma, dürüstlük, sevgi, saygı vb… konuları işleyen bu eğitim mevcut 20 yaş ve üzeri hiç kimseye verilmedi. Verilmesi gerekli miydi ? Hayır. Çünkü bu eğitim ailede başlar. Fakat ailede böyle yetişti. Saygısız ve sevgisiz… Babalarından öyle gördüler. İnsan olmayı öğrenemediler. Çocuklarına öğretemediler. Hep bir çakallık peşinde koştu bu insanlar. Nereden ne yaparsam kar ederim ?

2 – Sistem : Rahmetli Bülent Ecevit döneminde doğuyu ve diğer illeri kalkındırma projeleri başlatıldı. İstanbul dışında şirket açanlara, şirketini taşıyanlara ciddi teşvikler veriliyordu. Ancak mevcut hükümet bu teşvikleri kaldırdı. Kaldırmasa yine de yığılma olurdu dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle bir örnek vereyim: Turkcell Erzurum’da çağrı merkezi kurmuştu zamanında. Liderlik yaptılar. Bir kaç şirket daha bundan yararlanarak merkezlerini taşıdı. Fakat desteğin kesilmesi ile İstanbul’da daha kötü bir yığılma başladı. Her yıl 1 milyon nüfusu artan bir şehir haline geldi. Mevcut sistem sizi burada tutmak istiyor. Bununda nedenleri ayrı bir makale konusu. Kısa bir örnek vermek gerekirse; Sizi bankalara borçlandırıp ev sahibi olduğunuzu düşündürtüyorlar. Ancak ortada olmayan bir para için 10 yıl – 20 yıl debeleniyorsunuz. Hayatınızın 5-6 yılını sadece faiz ödemeye harcıyorsunuz. Bu konu uzun 🙂

2 başlıkta insanları nasıl tahammülsüz yaptıklarını net anlayabiliriz sanırım. Siz de alet olmayın bunlara. Yaşanılabilir bir ülke için bunlara önem verin.

Türkiye’de herhangi bir insan, bir insana yolda istemeyerek çarpsa ne olur ? Çarpmayı geçtim, neden baktın kavgasının yaşandığı bir ülkedeyiz… Ancak Avrupa insanları, haksız olsa da sizden böyle bir durumda özür diliyor. Daha dikkatli olmalıydım diyor. Bunlar anlatılması bile çok komik konular ama ne yazık ki anlatmak zorundayız…

Bir de bunun karşıt tipleri var: Beğenmiyorsan git bu ülkeden! Bunu söyleyen insanın beyni vücudunu terketmiş haberi yok. Bizler daha nasıl güzel ve yaşanılabilir bir ülkeyi hayal ediyorsan, bu saygısızlık ve tahammülsüzlük onlar için çok normal ve hep böyle olmalı!

Sözün bittiği yer…